8 Kasım 2010 Pazartesi

Başlıksız 44




Bir Bizans'lının özlemidir Ayasofya'nın çalmayan çanları, en az o kadar acı verir insana uzak bir ülkede kulağına aşina olmuş ezan sesinden uzak kalmak...
Kalakalmak sokak ortasında çalarken bir kilisenin çanları.
O an düşer yüreğine bir kor, bir sesslik çöker kalbinin odalarına...Yine yeniden sahibi gibi yürüdüğün şehrini, sokaklarında sevda satan falcı kadınları hatta dilencileri bile özlersin...
Atardamarların bir şarkı fısıldar kulağına, kalbin ritim tutar, pankreasından gelen akordeyon sesine ve bakarsın dumanlı Vitosha dağının zirvelerine...Dağlar mı, yollar mı, denizler mi engel...
Soğuk, uzak bir başkentin yağmur düşmemiş saçak altlarında yaşamak sevdanın gökkuşağını. Hangi rengisin sen, ne ara bu kadar çok ısındım sana, nasıl özletiyorsun kendini, sesin hangi anakaradan uzaklarda ve biliyor musun, yokluğun iz yaptı pantolonlarımda...
Hadi bir bahane bul, ben kalkıp geleyim...
Bütün duvarlarımı gökkuşağının renkleriyle boyayacağım, karanlık gecelerde yoldaş bileceğim dolunayı, çünkü biliyorum bir gün sana dönecek ne de olsa...

Burak Baş
21.10.2010
10:38

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder