
Hadi oğlum koş bayramlıklarını giy gel...
Ne güzel bir mutluluktu bu, hemen giyinir gelir sonra babama dönüp, lambaları kapat ayakkabımın ışıklarını da göstereyim derdim... Hiçbir şey ayakkabılarımın yanan ışıkları kadar heyecan veremezdi bana. Bayram geceleri hiç uyumazdık hatta...
- Abla lan yarın en yakışıklı ben olcam değil mi?
- Evet Burak.
- Saçlarımı yine, hani bir kere yapmıştın ya, yine öyle yaparsın değil mi?
- Yaparım Burak.
- Ağabey, sen uyudun mu lan?
- Uyudum.
- Uyuyorsan nasıl konuşuyorsun.
- Ya bi s**tirgit zıbar.
- Tamam be.
- Ablaaaa?
- Efendim Burak.
- Yarını biraz anlatsana.
- Sabah kalkcaz, siz namaza gideceksiniz, sonra hepberaber kahvaltı edeceğiz...
- Onları bırak, paralara gel.
- Toplarsın işte Burak, hadi n'olur uyuyalım.
- Abla varya, ben bu bütün apartmanları dolaşacağım?
- Tamam Burak.
- Of abla, siz hiç eğlenceli değilsiniz.
Uzar giderdi bu muhabbetler, ablam ve ağabeyim uyur, ben sabaha kadar bayramı düşünürdüm... Sabah bayramlıkları giyer cami'ye giderdik ama asla ışıklı ayakkabılarımı giymezdim, çalınır falan, Allah korusun ya da mezarlıkta çamurlanır...
Her bayram adet haline getirdiğimiz acil seansları vardı bir de, her bulduğu yerde çikolataya saldıran Burak, fesat geçirip hastahaneye götürülür, ışıklı ayakkabılarını çıkarmadan sedyeye yatardı, çünkü sedye bir yerlere gider, ayakkabıları hiç olur, bütün hayatı zindan olurdu...
Yıllar sağdan soldan çarpa çarpa geçti yanımızdan, hiçbirini tutamadık bile, bir çocukluğum kaldı diyordum yanıma, ışıklı ayakkabılarım bile yok şu anda...Ve yarın bayram, içimde ne bir heyecan, ne anlamsız bir mutluluk ne de en yakışıklı olma derdim var. Ailenden, sevdiklerinden uzak bir bayram nasıl olabilir ki...
3. günü tüm sevdiklerimle buluşup, almadığım bütün paraları almak dileğiyle...
Tüm İslam aleminin Ramazan Bayramı mübarek olsun...
Saygılar...
Burak Baş
08-09-2010
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder