8 Kasım 2010 Pazartesi

Başlıksız 31



Naftalin kokan anıları bu sefer çıkarmadım sandıktan sinmesin bu baharda tozlar üzerime ve her gece ruh kovma ayınleri yapıyorum öbür dünyada yaşamayayım diye. Bu bahar, balkondaki çiçeklere su vermek yerine, vakitsiz uyanıyorum uykulardan, saatle yaptığım yarışta akrep ısırdı bütün yaralarımı... Panzehirsiz kaldım, ölüm bile sıcak kaldı yüzümdeki soğukluğa, yel'kovan'dan kovuldum, tükürdüm sessiz gecenin ortasında bir sokak lambasına.
Bir Coğrafya atlasıyım gemiye binmeden bütün denizleri dolaştığın... Bir elimde Atlantik, bir elimde Pasifik, yüzdürüyorum kayıklarımı bir kıtadan bir diğer kıtaya. Deniz tutmuyor, mazot bitmiyor ve bir kara parçasına hasret duymadan günler geçiyor.
Bir fırtına ne zaman viran edecek kağıttan gemilerimi diyorum...
Bilmiyorum ve bekliyorum...
Kim bilir kaç kez yaktım kağıttan gemilerimi ve kaç kez sattım ferrarimi, şimdi bütün külleri "Nil" nehrine savuruyorum içim hiç acımadan turuncu elbiseli rahipler okusun ardından tüm ilahileri... Buluşmasın ben öldükten sonra bir kavanozda küllerimiz... Bu dünyada yoksan yanımda öbür dünyada hiç istemem seni...
Deniz Fenerinin ışıkları bu gece pencereme vuruyor.. 60 watt'tan giyilmiş bir hayal diktim üzerime, iğneler battı ellerime... Sen her gideşinde bu iğneler ellerime değil de kalbime batardı... Meğerse kalbim gizli bir terziymiş, yeni öğrendim.
Gittiğin günden beri dinmiyor burda asit yağmurları...
ve apansız diniyor hüzünler, bardaktan boşanırcasına yağıyor mutluluk, elimde şemsiye, ıslanmıyorum bu yağmurlarda... Hiçbir süpermarket satmıyor 'huzur'u, üzerinde de yazmıyor 'oda sıcaklığında muhafaza ediniz' diye, sırf bu yüzden erittim seni ben ve sürdüm ellerime, yüzüme. Şimdi hiçbir sabun çıkarmıyor kokunu.

'Günce'lledim hayallerimi, format attım anılara, bakmıyorum artık geçmişe...
Bir hayatı arkada bıraktım ben...
Ellerimde bulutlardan kocaman mavi çiçekler,
Gözlerimde küçücük bir çocuk..
Denizinde boğulmaya geldim..
İçeri girebilir miyim?

Burak BAŞ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder