25 Nisan 2010 Pazar

Başlıksız 24


Vitosha dağı hala bütün ihtişamıyla yerinde duruyor, yatağımdan kalkmadan o en tepedeki beş yıldızlı otelin ışıklarını da görebiliyorum, rüzgâr alüminyum bir tabaka gibi başucumda ninni söylüyor, tıpkı bu ninni, nanomum(babaanne) bana söylediğiyle benzer cümleler taşıyor. Balkonun demiri rüzgârda tıngır mıngır dans ediyor. Deprem çocuğu olmasam nem kapmam böylesine sıradan bir olaydan, ki ben 0,1 hata payıyla deprem şiddeti tespit eden bir şehrin çocuğuyum… Korkuyorum, ama çaktırmadan.
Evlerin lambaları yavaş yavaş yanmaya başladı, hayat burada biraz erken başlıyor, Ortodoks alemi sabah namazına mı kalkıyor desek, bir iki derken neredeyse bütün kominist görünüşlü, ataka ruhlu balkan çocukları yatağından uyandı. Tramwaylar sefere başladı, hüzünlü bir pazartesiye hoş geldin, gökyüzünde bir tane bile yıldız yok, içimden şarkı söylemekte gelmedi, sırf yıldız yok diye bu sabaha karşı.
Susayarak uyandığım her gece şöyle diyorum kendime, bir daha her gece uyumadan önce bir bardak su alıp, koyacaksın başının ucuna. Yine unuttum… Biliyorum ki bu bünye, sırf unuttuğum için susadı. Eskiden de böyle olurdu, param varken canım hiç abuk bir şey istemezken, param yokken aklıma düşerdi bütün gereksiz ayrıntılar.
Süt içesim de geldi, annem okusa şimdi bu yazıyı, eşek oğlu eşek, yıllarca bir bardak için kırk takla attırırdın şimdi ise içesin tutmuş, gel sana günde on litre içireceğim, derdi. Evde süt yok ya o yüzden anneciğim yoksa canım süt değil Ice Tea şeftali çekerdi.
Bir pazartesiye daha böyle başlıyorum annecim, şimdi kahvaltıyı hazırlasan sen bana, bende sana canım hiçbir şey istemiyor desem, sen bana sinirlensen yine, eşyalarımı buruşuk, yatağımı dağınık, saç spreyinin, diş macununun kapağını açık bıraktığım için kızsan. Koş bakkala ekmek al diye blöf yapsan ve ben ekmek almak yerine kahvaltı etmemeyi tercih etsem…


Bu pazartesi de yanınızda uyansam…
Çok canım istedi be anne.
Bu sabah babam bir Yıldız Tilbe şarkısını daha katletsin, abim tuvalette uyusun, ben şımarayım, çok canım istedi…
Bende bütün bunlar olmuyor diye…
Sabahın köründe…
Ağladım salya sümük yine…

Burak BAŞ
19-04-2010
05:45

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder