
Dizimde hiç çıkmayacak bir çimen lekesi olmak varken, deterjanlı bir pantolon gibi, programladın tek tuşla bütün hayatımı, yumuşatıcım azdı, her savruluşta döktüm bütün düşlerimi. Kaç dereceye mahkûm ettin beni, rengim soldu, düşlerim çekti, mandallamadan astın beni rüzgârlı, yüksek katlı balkonlara, bir tiner gibi uçuşumu izledin.
Düşlerimden düştüm.
Elim, yüzüm, kolum kan içinde. Pis bir koku kalmış içimde yumuşatıcıların çıkaramadığı. Pis bir “ben” kimsenin hiç tanımadığı… Fesat, kıskanç, içten içe hırslı. Kustum hepsini tek tek, işaret parmağımı küçük dilime değdirdim, bütün kederleri, acıları çıkardım fosseptik çukurlarına.
Yattığım yerden doğrulmadan kurduğum kalburüstü hayallerim var.
Deniz fenerinde yaşamıyor, deniz aşırı bir kentte yaşıyor, hiç sevmemiş, şöyle anlatıyor hayatını, doğduğumdan beri hep masallarda oynadım, saçlarımı uzattım Rapunzel dediler, cücelerle arkadaşlık ettim Pamuk’tan Prenses yaptılar, hasta oldum yataklara düştüm, abarttılar Yüz yıl uyuyan güzel dediler, hayatımda ilk defa gördüğüm bir ayakkabı ayağıma oldu, külkedisi yakıştırmasını yaptılar. Anlam veremedim bu yaptıklarına, hep prensleri yakıştırdılar yanıma, oysa ben hiç prenses olmamıştım. Kader yazmış bir kere, yüz kere düşüp yüzbir kere kalkmak varmış yine. Nakavt olmamı bekleyen Azrail’e vermediğim için “altın kemer”imi, her seferinde daha sert vuruyor darbelerini.
Şimdi gitmeler gitme, kalmalar kalma değil, telgrafın tellerine kuşlar konmuyor, leylekler getirmiyor yeni neslin çocuklarını, karga bokunu yemeden deyimi bile kullanılmıyor artık. Sen bile oha falan oluyorsun cümlelerime, 29 harf yetmiyor yeni neslin çocuklarına özeniyorlar hızla batı’ya.
Orantısız oranlarımla ölçtüğüm hayat.
Boydan kısa, belden büyük geliyor.
Terzim olur musun?
Olursan şayet “seni” keserek başlamak istiyorum herşeye.
En “BAŞ”tan
...
Burak Baş07-04-2010
20:35
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder