
Havada uçan polen tanelerini bir orkestra şefi edasında yavaşça dağıttı. Bu el hareketi onu bambaşka dünyalara götürdü.
Sebepsiz yere kıyıya vuran bir yunus balığıyım, bilim adamları dahi açıklayamıyor bu trajik vazgeçişimi sudan… Ki su’dur insanı bütün kirlerden arındıran, ki o’ndan gelmektedir su’ya olan bu büyük aşk.
Kışın cam kenarına ekmek yemeye gelen hiç güvercinim olmadı diye güzel sözler yazamıyorum, ama çok simit atmışlığım vardır martılara son paramla, sihirli bir değnek değse dokunsa bana ve sen gelip görsen “aşk beni neyledi.”
Her uçak kazasının ardından aranan bir karakutuyum, beni bulmaları neyi değiştirecek hiç bilmiyorum. Eğer gerçekten getirecekse birilerini geri ben anlatayım. Azrail’e insanları öldürme işi verildiğinde bazı yetkilerde verdiler kanımca. Bazen uçakları düşürdü, bazen frenlerini patlattı geleceğe dair bütün umutların, bazen de öldürmedi, ölü gibi yaşamanın ne demek olduğunu bütün insanlara göstermek amacıyla kurbanlar seçti.
Siz “Gargamel”den başka ben çok kötüyüm diyen birini gördünüz mü? Ya da ne zaman iyiler kazandı çizgi filmler dışında.
Canlı bombasıyım ben insanlığın… Sen benim kötülük yapmamdan mı korkuyorsun??
Her geçen gün gelişen dünyada…
Ezip geçtiğin boş bir deodorant kutusuyum
Beni sıkma…
Atmosferini bozarım…
Burak BAŞ
02.02.2010
03:54
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder