
Diz çökmüş bir aşk vardı zulamda ve bir de annemin eskilerimden yaptığı ayakkabı bezleri. Çantamda çok sevdiğim rotring kalemim, ayıcığım ve düşlerimle kala kalmıştım bir çöl ortasında... Kaç aşk sattım bir bilsen eskicilere, kaç sevdadan vazgeçtim senden önce, kaç kere düştüm kimbilir yerlere...
Öylesine üzdün ki beni ve öylesine mutlu ettin ki sevgilim, seni çöl'e benzetiyordum kendimce... Gündüzleri yakıcı bir sıcak, geceleri buz kesen bir soğuk... Sevgili sevgilim anayasamızı değiştiriyorum, aşkımızı 'Sahra çölü'nden, Akdeniz kıyılarına taşıyorum, yazlarımız sıcak, kışlarımız ılık geçsin istiyorum...
Sonra sallanan bir sandalyede seninle tek bir kelime dahi etmeden dünyanın en güzel sohbetini yapacağız, balkondan sarkacağım ben, her grip olduğumda, aşktan ölmeyeceğim seni yalnız bırakmamak adına. Yılların geçtiğini mutluluğun 'doruk'larında anlayacağız... Birlikte büyüteceğiz içimizdeki çocuğu...
Çiftli yıllarda Avrupa Şampiyonasını ve Dünya Kupası maçlarını birlikte izleyeceğiz... Sen sakın ha gereksiz yorumlarından mahrum bırakma beni, ayrıca her gördüğün kırmızı renkteki takım Türkiye değil ve grup maçları penaltılara kalmıyor. Evet sevgilim bence de ofsayt kaldırılsın çünkü sana bunu gerçekten açıklayamam...
Berabere biten bir 'dünya kupası' finalinden sonra...
Formamı çıkarıp veriyorum sana.
Biliyor musun "aşk'ım" senin hayranın, diye ekliyorum
Bir de imzanı alabilir miyim?
Burak Baş
12-06-2010
03.00
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder