
Apansız bir yaz yağmuru gibi yağdın hayatımın “Ana Haber Bültenine.” Gazeteler seni yazdı, şarkılar seni söyledi uzun bitmeyen gecelerde. Canlı yayınlarda hep “sen” hayata dair anekdotlar verdin dünyadan umudunu kesenlere. Kendini pokemon sanıp, beşinci kattan atlayan çocuğun annesini sen teselli ettin. Modası hiç geçmeyen bir Sezen şarkısı gibi…
Hayatımın ortasında kurduğun karargâhta, içişlerinde kendine dışişlerinde sana bağlı bir Monaco’yu canlandırdım… Öyle çok sevdim ki bayrağın altında yaşamayı, öyle çok sevdim ki adındaki sessiz harfleri. Fallara inandırdın beni, büyülere, kem gözlere. Yanaklarında gözyaşının yuvarlak, saçlarında yağmur damlalarının küp olduğunu gördüm. İnanır mısın sevgilim, gözlerinden geçen iklimlerde göç eden kuşlara geri dönmeleri için yalvardım, ama başka aşklara söz vermişler, geri döneceklermiş… Sen şimdi lütfen bunlar için ağlama.
Sallanan sandalyemde üç tarafı denizlerle kaplı olmasına rağmen denize bakmayan bir penceremden Anadolu’yu seyrediyorum…
Elimde bir misina, parmaklarımı kesiyor.
Balık özgürlüğüne kavuşmak için delice çırpınıyor.
Ve unutulduğumu,
Bir “Balkan” rüzgârı hatırlatıyor…
Burak Baş21-03-2010
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder